Your Honor 1. Bölüm İncelemesi

Amerikan kablolu televizyon kanalı Showtime tarafından hazırlanan, Türkiye’de ise beIN CONNECT’te izleyici ile buluşan Your Honor, başrolünde Bryan Cranston‘ın yer almasının etkisiyle bu yılın merak edilen yeni dizileri arasına girmeyi başarmıştı. Sonuçta Breaking Bad’deki Walter White rolüyle hafızalara kazınan Cranston, yıllar sonra ilk kez bir dizinin başrolünde yer alıyor (Breaking Bad’den sonra Sneaky Pete’te rol alsa da, oradaki rolü daha ziyade bir konuk oyuncu niteliğindeydi). Cranston, bir kez daha başarılı bir performans ortaya koyarak Your Honor’a onun için şans verenleri hayal kırıklığına uğratmıyor belki ama dizinin geri kalanı Cranston’ın standardına erişmekte zorlanıyor. Hatta bazı noktalarda düpedüz sınıfta kalıyor.

2017-2019 yılları arasında ekrana gelen Kvodo adlı İsrail dizisinden uyarlanan Your Honor, New Orleans’ta yaşayan saygın bir yargıç olan Michael Desiato (Cranston)’nun bir trafik kazasıyla değişen hayatını anlatıyor. Eşinin zamansız ölümünün ardından tek başına büyüttüğü oğlu Adam (Hunter Doohan)’ın arabayla giderken motosikletli bir gence çarpıp öldürmesi, sonra da olay yerinden kaçarak bu olayı gizlemeye çalışması, yasal düzeni temsil eden bir makamda bulunan Michael Desiato’yu oğlunu korumak için yasaları çiğnemek zorunda kalacağı tehlikeli bir yola sürüklüyor.

Your Honor 1. Bölüm: Tesadüfün Bu Kadarı

İlk bakışta, iyi bir adamın başına gelenler yüzünden kötü şeyler yapması üzerinden Michael Desiato ile Walter White arasında paralellikler kurmak mümkün ki daha Cranston diziye katıldığı ilk anda bu benzetmeler yapılmaya başlanmıştı. Ancak biraz daha yakından baktığımızda aslında iki karakterin birbirinden epey uzak olduğu görülüyor. 2018 yılında The Take tarafından yayınlanan video essay‘de de ortaya koyulduğu gibi Walter White’ın değişimi aslında iyiden kötüye değil, pasiften aktife doğru yaşanıyor. Walter White daha onunla karşılaştığımız ilk anda zamanla dönüşeceği suçluya dair izler taşıyor. Your Honor’ın Michael Desiato’su ise -en azından ilk bölümde izleyiciye sunulduğu hâliyle- tam anlamıyla “iyi adam” olarak tanımlayabileceğimiz bir karakter. Nitekim dizinin yaratıcısı Peter Moffat’ın kaleme aldığı ilk bölüm de bu “iyi adam” tanımlamasına dair bir şüphe bırakmamak için elinden geleni yapıyor. Hatta bu uğurda 2020’de çekilmiş bir dizide ne işi olduğunu çözemediğimiz, 90’ların avukat dizilerinden fırlamış gibi duran bir mahkeme sahnesine bile imza atıyor. Söz konusu sahnede, siyah bir kadının uyuşturucu satmakla suçlandığı bir davada hakim koltuğuna oturan Desiato, sabah koşusu sırasında sanığın evine gidip olay yerini bizzat incelediği için, tanık kürsüsündeki polis memurunun yalanlarını ifşa ediyor ve masum bir kadının cezaevine gitmesinin önüne geçiyor. Bunu yaparken neredeyse teatral bir şov ortaya koymaktan da geri durmuyor tabii.

Her ne kadar ana karakteri bir hakim olsa da dizinin asıl hikâyesinin mahkeme salonu dışında şekilleneceği anlaşılıyor. Bu yüzden mahkeme salonundaki bu ucuz numaraları göz ardı etmek mümkün, ancak Your Honor’ın göz ardı edilemeyecek bir kusuru var ki o da anlatısını kurarken senaryo açısından daha zekice çözümler bulmak yerine sırtını tesadüflere dayaması. Çünkü ilk bölümün sonunda temelleri atılan ana hikâye de, ileriki bölümlere yönelik merak yaratması amaçlanan gerilim unsurları da bir tesadüfler ve talihsizlikler zincirinin sonucu.

Hikâyenin çıkış noktası olan kazanın kendisi bir talihsizlikler dizisi sonrası meydana geliyor. Adam Desiato, henüz nedenini anlamadığımız bir şekilde annesinin ölüm yıldönümünde bir evin önüne annesinin fotoğrafını bırakmaya gidiyor, oradaki varlığı ise mahalle sakinlerinde huzursuzluğa neden oluyor. Tehditkâr bir şekilde arabasına yaklaşmaları Adam’ın hızla oradan uzaklaşmasına neden oluyor ve bu olayın yarattığı gerginliğin de etkisiyle bir tür astım krizi geçiriyor. Yolcu koltuğunun altına düşmüş olan ilacını almaya çalışıyor ama yetişemiyor. Bu esnada karşıdan, o sabah doğum günü için ailesinin kendisine hediye ettiği yeni motosikletiyle Rocco Baxter geliyor. Adam astım ilacını bulmaya çalışırken yola bakmadığı için Rocco’ya çarpıyor. Kazanın hemen sonrasında yaşananlar, Adam’ın şok içinde Rocco’ya yardım etmeye çalışması ilk bölümün en akılda kalıcı, en iyi iyi kotarılmış anlarını oluşturuyor.

Adam, ilk başta şokun yarattığı etkiyle kaza yerinden kaçıp olayın izlerini ortadan kaldırmaya çalışsa da, babasını görür görmez yaşananları anlatıyor. Michael Desiato da oğlunun hapse gireceğini bile bile onu teslim olması gerektiğine ikna ediyor. Ancak hesaba katmadığı bir şey var ki o da kazada ölen Rocco Baxter’ın şehirdeki en acımasız suç ailesinin liderinin oğlu olduğu gerçeği. Kazaya sebep olan olaylar zincirinin üstüne bir de kazaya karışan gençlerden birinin babasının yargıç ötekinin mafya lideri çıkması hikâyenin ihtimalleri zorlayan bir olay üzerine kurulması anlamına geliyor. O yüzden bunun üzerine koyarken artık hikâyede tesadüflerin asgari düzeyde tutulması gerekiyor. Ancak senaristler tam tersi bir yol izliyor ve bir tesadüf ötekini izliyor. Michael tam oğlunu polislere teslim etmek üzere karakola gittiği esnada polislerden kötü haberi alan Baxter ailesine denk geliyor ve ölen kişinin onların oğlu olduğunu anlıyor. Oğlunu Baxter’ın gazabından kurtarmak için eve gelip telaşla kazaya dair izleri silmeye çalışıyor ancak bakmadığı bir sırada köpeğinin gelip kanlı bir çaputu yerden alması, bununla da kalmayıp evin içinde saklaması, geride kanıt bırakmasına neden oluyor. Hikâyeyi ilerletmek için başvurulan tesadüfler, talihsizlikler bununla da bitmiyor. O gece Baxter çifti kazanın yaşandığı yeri ziyaret ediyor ve o sırada şöyle bir etrafa bakınan adamları Adam’ın geride bıraktığı astım spreyine denk geliyor. Vur-kaç vakası olduğu için olay yerini incelemesi gereken polislerin ne hikmetse gözden kaçırdığı spreyi, Baxter’ın yardımcısı buluveriyor. Michael’ın ölen çocuğun Rocco Baxter olduğunu öğrenmesinden, Adam’ı işaret eden delillerin geride bırakılmasına kadar tüm bunlar iyi yazılmış bir senaryoda etkili bir şekilde de anlatılabilir ama nedense Your Honor bunu yapmıyor, bunun yerine tesadüflere, dramatik anlara bel bağlıyor. Ama bu kadar tesadüf üst üste gelince senaristlerin yaratıcılığına, dolayısıyla sonraki bölümlerde ilgi çekici bir hikâye sunma yetilerine dair bir soru işareti ortaya çıkıyor.

Bryan Cranston her zamanki gibi performansıyla ön plana çıkarken, Michael Stuhlbarg ve Hope Davis gibi yıllardır kayda değer performanslara imza atan iki isimin de varlığı oyuncu kadrosunun Your Honor’ın en güçlü yanı olmasını sağlıyor.

10 bölümlük bir mini dizi olan Your Honor, ilk bölümde hikâyesini tek bir olay üzerine kurmuş olsa da ileriki bölümlerde farklı alanlara doğru genişleyeceğinin sinyallerini de veriyor. Adam’ın annesinin fotoğrafını bir binanın önüne bırakması üzerinden kurulan gizem ve Michael’ın adliye binasında olduğu sırada belediye başkanlığına aday olan arkadaşıyla konuşması bu genişlemenin ne yönde olacağını gösteriyor.

Son yılların en iyi suç dizilerinden The Night Of’a kaynaklık eden ve kendisi de yayınlandığı dönemde övgü toplayan Criminal Justice dizisinin yaratıcısı Peter Moffat’ın elinden çıkmış olması ilk bölümdeki sorunlara rağmen Your Honor’a dair bir umut taşımamızı sağlasa da, Moffat’ın ilk bölümdeki tercihleri beklentilerimizi düşük tutmamız gerektiğini gösteriyor.

Etiketler